Şimdi yükleniyor
×

1917 Ekim Devrimi Sonrasında Rus Avangardı: Sanat ve Toplumsal Dönüşüm

Modernizm tek bir coğrafyaya özgü olmadığı gibi, yalnızca Batılılaşma ekseninde şekillenmiş bir olgu da değildir. Bunun en somut örneklerinden biri, 1917 Ekim Devrimi sonrasında tarih sahnesine çıkan ve Türk eğitim tarihindeki Köy Enstitüleri modeline de ilham kaynağı olan Rus Avangardı hareketidir. Devrim sonrasında hem sanatçıların hem de siyasetçilerin odaklandığı temel soru, devrim sanatının ne olduğu üzerine kurulmuştur. Bu soru çerçevesinde devrim sanatı bir yandan sanatın ontolojik yapısının tartışılması, diğer yandan ise sanatın yeniden tanımlanması, yönetimi ve kitlelere yayılması olmak üzere iki ana eksende ele alınmıştır.

Devrim, Müze Anlayışı ve Sanatın Özerkliği

Devrim sonrası dönemde Çarlık Rusyası’ndan kalan sanat eserlerine el konularak Rus avangartlarına teslim edilmiştir. Ancak avangart sanatçılar ile Sovyet yönetimi arasında müze anlayışına dair kavramsal bir gerilim yaşanmıştır. Avangart sanatçılar, müzelerin geçmişin kutsallarını sergileyerek geçmiş ile gelecekteki bağları koparttığını ve toplumu kısıtladığını savunarak geleneksel müze yapısına karşı çıkmışlardır. Lenin ise devrimin tarihsel birikimini korumak adına müzelerin mezarlık olduğu yönündeki sloganlara karşı durmuş ve geçmiş mirasa sahip çıkmıştır. Kazimir Maleviç’in sanatla toplumu hazırlamamış olsalardı devrimin gerçekleştirilemeyeceği yönündeki söylemi mecliste karşılık bulmuştur. Bunun üzerine Lenin, müzelerin ve sanat kurumlarının yönetimini ironik biçimde bu yapılara en sert eleştirileri getiren avangart sanatçılara emanet etmiştir.

Klinom_Krasnym_Bej_Belych-1024x819 1917 Ekim Devrimi Sonrasında Rus Avangardı: Sanat ve Toplumsal Dönüşüm
Beyazları Kırmızı Kama ile Ez
El Lissitzky tarafından 1919 yılında yapılmış bir litografik Bolşevik propaganda posteridir. Posterde araya giren kırmızı kama, Rus İç Savaşı sırasında rakipleri olan Beyaz hareketi alt eden ve yenilgiye uğratan Bolşevikleri sembolize eder.

Kurumsal Mekânların Laboratuvara Dönüşmesi

1917 sonrasında müzeler, akademiler, salonlar, sergiler, malikaneler ve mimari yapılar avangart sanatçılar tarafından yeniden tartışmaya açılmıştır. Bu mekânların tamamı yeni dönemin arayışlarına hizmet eden büyük birer laboratuvara dönüştürülmüş ve buralarda estetik ile toplumsal deneyler gerçekleştirilmiştir. Sanatı burjuvazinin tekelinden çıkarma ve sokakla buluşturma arzusu, dönemin ağır ekonomik krizlerine rağmen büyük bir üretim ivmesi doğurmuştur. Dönem boyunca 58 farklı sergi düzenlenmiş ve 1926 eser bir araya getirilmiştir. Kırsal kesimlerde müzeler kurularak yerel halkın sanatsal süreçlere katılımı sağlanmıştır. Tüm sanatsal üretimlerde temel hedef, tarihi ve toplumsal belleği koruyarak halkın kendi belleğini inşa etmesine imkân tanımak olmuştur.

Maleviç ve Tatlin

Rus Avangardı içerisinde sanatın toplumsal ve biçimsel rolüne dair iki güçlü yaklaşım öne çıkar. Kazimir Maleviç ve onun öncülük ettiği Süprematizm akımı, insanın bilincinin özgürleştirilmesi gerektiğini savunur. Siyah Kare isimli eseriyle simgeleşen bu anlayışa göre kutsallaştırılmış geleneksel eserler gerçeğin sadece birer taklididir ve insanı hakikate ulaştırmaz. İleriye bakabilmek için biat kültürü ve iktidarların kurguladığı kalıplaşmış toplumsal senaryolar reddedilmeli, insan kendi gerçekliğinin peşinden gitmelidir. Sanat, toplumun mevcut isteklerini vererek gelişemez, aksine toplumun mantığına karşı savaş açarak gündelik hayatı yeniden inşa etmelidir. Maleviç bu noktada sanatın bilim ve felsefenin ötesinde kendini var eden bağımsız bir bilgi alanı ve hatta bu disiplinleri kapsayan üst bir çatı olduğunu öne sürer.

Diğer yanda Vladimir Tatlin ve Konstrüktivizm anlayışı yer alır. Tatlin sanatta kozmik ve mekanik uyumu savunur. Estetik algının mekanik ilişkiler üzerinden biçimleneceğini belirterek üretim araçlarına yönelmiştir. Sovyet Rusya’nın itici gücü olan sanayiyi gündelik yaşamla bütünleştirmiş ve toplumu kültürel anlamda dönüştürecek yegâne gücün mekanik yapı olduğunu ileri sürmüştür. Tatlin’e göre yeni bir sanat anlayışı ancak yerleşik tüm bilgilere karşı çıkılabildiği zaman mümkündür. Yöntemsel farklılıklarına rağmen hem Tatlin hem de Maleviç, sanatın özerkliği ve geleneksel müze anlayışına karşıtlık hususunda ortak bir paydada birleşmektedir.

Kazimir_Malevich_1915_Black_Suprematic_Square_oil_on_linen_canvas_79.5_x_79.5_cm_Tretyakov_Gallery_Moscow-1024x1024 1917 Ekim Devrimi Sonrasında Rus Avangardı: Sanat ve Toplumsal Dönüşüm
Kazimir Maleviç tarafından 1915 yılında yapılan Siyah Kare, Keten tuval üzerine yağlı boya olup 79.5 x 79.5 cm boyutlarındadır.
Eser zamanla çatlamış olup ve çatlaklardan görünen renkler, yeni yorum ve eleştiriler getirmiştir.

Tatlins_Tower_maket_1919_year-766x1024 1917 Ekim Devrimi Sonrasında Rus Avangardı: Sanat ve Toplumsal Dönüşüm
Vladimir Tatlin tarafından tasarlanan Tatlin Kulesi veya Üçüncü Enternasyonal Anıtı, 1917 Ekim Devrimi’nin ardından 1919-1920 yıllarında Komintern’in (Üçüncü Enternasyonal) karargahı ve anıtı olması amacıyla planlanmış ancak mali ve pratik nedenlerle asla inşa edilmemiş ütopik bir konstrüktivist mimari projedir.

Tiyatro ve Performansın Sokakla Buluşması

Devrim sonrası süreçte tiyatro, toplumsal dönüşümün en stratejik alanlarından biri haline gelmiştir. Gündelik hayatın doğrudan sanata dönüştürüldüğü bu dönemde geleneksel sahne ve platformlar kaldırılarak seyirci ile oyuncu arasındaki mesafe sıfırlanmış, katılımcı bir ortam yaratılmıştır. Profesyonel tiyatrolar yerine halkın kendi hayatını yazıp oynayabildiği amatör tiyatrolar teşvik edilmiştir. Çünkü avangart anlayışa göre insan, gündelik yaşamı sorgulayabildiği ölçüde özgürdür. Nikolai Evreinov’un yönettiği Kışlık Sarayı’nın Baskını adlı performans bu anlayışın zirve noktasıdır. Dönemin gerçek olaylarını birebir canlandıran ve kurgu olmayan bu devasa açık hava performansında 8 bin kişi rol almış ve 100 bin kişilik bir seyirci kitlesi bu tarihsel tanıklığa dâhil edilmiştir.

Stormningen_av_vinterpalatset-1024x576 1917 Ekim Devrimi Sonrasında Rus Avangardı: Sanat ve Toplumsal Dönüşüm
1920 yılındaki Kışlık Sarayı’nın Baskını isimli gösteriden ağır şekilde rötuşlanmış bir sahne. Bu fotoğraf, 1922’den itibaren hem Rusya’da hem de uluslararası alanda birçok yayında olayların otantik bir tasviri olarak sunulmuştur.

Sonuç olarak 1917 Ekim Devrimi sonrasında Rus Avangardı, sanatı saraylardan, burjuvazinin tekelindeki galerilerden ve edilgen müze duvarlarından çıkararak doğrudan hayatın, üretimin ve sokağın merkezine yerleştirmiştir. Maleviç’in zihinsel özgürleşmeyi hedefleyen soyutlamacı yaklaşımı ile Tatlin’in sanayiyi ve gündelik yaşamı dönüştürmeyi amaçlayan materyalist anlayışı, yöntemsel olarak ayrışsa da aynı devrimci ideale hizmet etmiştir. Sanatı kitlelerle buluşturan, mekânı laboratuvara dönüştüren ve bireyi izleyici olmaktan çıkarıp kendi tarihinin parçası kılan bu radikal deneyim, yalnızca Sovyet coğrafyasıyla sınırlı kalmamıştır. Türk eğitim tarihindeki Köy Enstitüleri modelinde olduğu gibi, toplumu üretim ve kültür yoluyla aşağıdan yukarıya dönüştürmek isteyen pek çok modernist arayışa da ilham kaynağı olmuştur.

Kaynakça

Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Resim İş Öğretmenliği Bölümü 2024-2025 dönemi müfredatında, Prof. Dr. İnsel İnal’ın Modern Sanat isimli dersinde aldığım notlarla derlenmiştir.

Fotoğraflar

https://en.wikipedia.org/wiki/The_Storming_of_the_Winter_Palace#/media/File:Stormningen_av_vinterpalatset.jpg

https://en.wikipedia.org/wiki/Beat_the_Whites_with_the_Red_Wedge#/media/File:Klinom_Krasnym_Bej_Belych.JPG

https://tr.wikipedia.org/wiki/Siyah_Kare#/media/Dosya:Kazimir_Malevich,_1915,_Black_Suprematic_Square,_oil_on_linen_canvas,_79.5_x_79.5_cm,_Tretyakov_Gallery,_Moscow.jpg

https://en.wikipedia.org/wiki/Tatlin%27s_Tower#/media/File:Tatlin’s_Tower_maket_1919_year.jpg

Share this content:

Yorum gönder