22 Ağustos 1926’da Tarsus’ta doğan Oğuzcan’ın çocukluğu oldukça sıkıntılı geçmiştir. Şair, çocukluğunu daha doğrusu hayatını çile olarak görmüş ve şu cümlelerle dile getirmiştir: “İlk çocukluk yıllarımdan bu yana çeşitli kazalar, hastalıklar, ameliyatlar geçirdim. Üç yaşımda ayağım kırıldı, dört yaşımda mangala oturdum, beş yaşımda 20 basamak merdivenden düştüm, yedi yaşımda başıma sandık kapağı düştü, bu arada fazla ateşli olarak geçirdiğim kızamık sonucu kekeme kaldım (o günden beri ateşliyimdir). 14 yaşımda apandisit, 19 yaşımda böbrek (tek böbrekliyim), 30 yaşımda bademcik ameliyatları geçirdim. 22 yaşımda evlendim. Düşme, boğulma, otomobil kazası nev’inden geçirdiğim ufak tefek tehlikelerden sonra 3 kere de canımdan bezdim. İntihara teşebbüs ettiğimi sanırım aranızda bilmeyen yoktur. Bunların sebebi sizi, bu husustaki merakınız da beni alakadar etmez tabii.” (Oğuzcan 1967: 9). Tarsus’ta başladığı ilköğrenimini babasının görevi dolayısıyla İstanbul ve Eskişehir’de sürdürdü. Eskişehir İnkılâp İlkokulu’nu 1938 yılında bitirdi. Aynı yıl ortaokul birinci sınıfı Eskişehir Lisesi’nde, ertesi yıl ikinci sınıfı Tarsus Lisesi’nde okuduktan sonra 1941’de Konya Askeri Ortaokulu’nu bitirdi. 1942’de Konya Kuleli Askeri Lisesi’nde bir yıl okudu. Ertesi yıl başladığı Eskişehir Ticaret Lisesi’nden 1945’te mezun oldu. Tek böbrekli olduğu için kendisine çürük raporu verildi ve askerlikten muaf tutuldu.

Şiir denemelerine on yaşında başlayan şair, öğrencilik yıllarındaki şiirlerini 1936-1938 yılları arasında Eskişehir İnkılâp Okulu’nun Yankı adlı duvar gazetesinde yayımladı. İlk şiiri 1942’de Eskişehir’de çıkarılan Kocatepe gazetesinde yer aldı. 1941-1942 yılları arasında merhum Faruk Şükrü Yersel’in de teşvikiyle Eskişehir’de Kocatepe, Güzel Eskişehir, Sakarya ve Eskişehir Halkevi tarafından çıkarılan Porsuk‘ta şiirlerini yayımlamayı sürdürdü. 1945-1948 yılları arasında Eskişehir ve Adana’da çıkarılan Türke Doğru dergisinin önce yönetmenliğini sonra yazı işleri müdürlüğünü yaptı. Gazetecilik hayatı Eskişehir’den sonra Adana’da Kalem başta olmak üzere çeşitli gazetelerde devam etti. Oğuzcan, gazetecilik hayatının en uzun fasılasının Turgutlu ve Niğde’de geçen üç yıl olduğunu belirtti (Oğuzcan 1972: 9). İstanbul matbuatında Varlık ve Büyük Doğu dergilerinde yayımladığı şiirleriyle adını duyurdu (1945-1946).

Şiir hayatına 1940’ta Yedigün Şairleri arasında başlayan, ardından 1975 yılında 33 şiir, 4 düzyazı kitabı, 13 antoloji ve biyografik eser, toplam 50 kitap çıkarmış bulunan Oğuzcan; şiir plakları, şarkı sözleri ve yergileriyle tanınır. Genellikle Faruk Nafiz Çamlıbel duyarlılığında ve aşk, ayrılık, özlem temaları ekseninde çoğalttığı şiirini, 1973 yılında büyük oğlu Vedat Oğuzcan’ın vefatı üzerine, hayatın boşluğu, ölüm ve acı gibi derinliklere, öz ve biçim yoğunlaştırmalarına yöneltmiştir.
Çok sayıda şiir kitabı yayımlayan şair, üretkenliğini korumuştur ama verimli olduğu konusundaki yorumları reddetmiştir: “Bugüne kadar kesin olarak kaç bin şiir yazdığımı bilmiyorum. Fakat verimli bir şair olduğum hakkındaki yaygın kanıya da katılmıyorum. Duyduklarımın ve yazmak istediklerimin pek azını yazabilmişimdir.” (Oğuzcan 1967: 10). Oğuzcan’ın şairliği üzerinde kendisi gibi şair olan babası Lütfi Bey ve annesi Güzide Hanım doğrudan etkili olmuşlardır: “Bendeki şiir önce bir damlaydı… Rahmetli babamdan geldi, anamda biçimlendi. Özlendi, bütünlendi (…) Çocuktum; çokluk şiir okunurdu evimizde. Anam o çağın ünlü bir ozanını (Faruk Nafiz Çamlıbel) ezbere bilirdi. Bir dergiden kesilip çerçevelenmiş bir fotoğrafı dururdu duvarda. Babam ondan çoğu kez ‘evimizin ikinci adamı’ diye söz ederdi. Ben adamdan sayılmıyordum henüz”. (Oğuzcan 1976). Oğuzcan, şiirin en güç sanat dalı olduğuna inanır. Ona göre şiir duygu ve düşüncelerin, kelimelerle en yoğun, en mükemmel şekilde ifadesidir. Kelimeler mısraları, mısralar da şiiri oluşturur. Şair mısraları kurarken anlam kadar ahenk unsurlarına da önem vermiştir.

Ümit Yaşar Oğuzcan’ın hayatı boyunca geçirdiği bunalımlar ve birden fazla kez giriştiği başarısız intihar denemeleri, evindeki huzursuz atmosferi derinleştirmiş ve gencecik oğlu Vedat’ın ruh dünyasında ağır izler bırakmıştır. Takvimler 6 Haziran 1973 tarihini gösterdiğinde, henüz 17 yaşında olan Vedat Oğuzcan, evden her zamanki gibi gülerek çıkmış ve Galata Kulesi’ne tırmanmıştır. Kulede bir kahve ile konyak içtikten sonra kendini metrelerce yüksekten boşluğa bırakarak hayatına son vermiştir.
Olayın hemen ardından kulenin dibinde toplanan kalabalık, yerde yatan genci fark etmiş ve avucunda sımsıkı tuttuğu buruşmuş kâğıt parçasını zorlukla elinden almıştır. Babasının defalarca deneyip başaramadığı intihar eylemlerine acı bir gönderme taşıyan o notta şu cümle yazmaktadır:
“Baba, öyle intihar edilmez böyle edilir.”

Evlat acısıyla sarsılan ve hayatının en büyük trajedisini yaşayan Ümit Yaşar Oğuzcan, bu ağır yıkımın ardından oğlu Vedat’ın anısına meşhur “Galata Kulesi” şiirini kaleme almıştır:
6 Haziran 1973
Pırıl pırıl bir yaz günüydü
Aydınlıktı, güzeldi dünya
Bir adam düştü o gün Galata Kulesi’nden
Kendini bir anda bıraktı boşluğa
Ömrünün baharında
Bütün umutlarıyla birlikte
Paramparça oldu
Bir adam benim oğlumdu…
Gencecikti Vedat
Işıl ışıldı gözleri
İçi
Bütün insanlar için sevgiyle doluydu
Çıktı apansız o dönülmez yolculuğa
Kendini bir anda bıraktı boşluğa
Söndü güneş, karardı yeryüzü bütün
Zaman durdu
Bir adam düştü Galata Kulesi’nden
Bu adam benim oğlumdu
“Açarken ufkunda güller alevden”
Çıktı, her günkü gibi gülerek evden
Kimseye belli etmedi içindeki yangını
Yürüdü, kendinden emin
Sonsuzluğa doğru
Galata Kulesi’nde bekliyordu ecel
Bir fincan kahve, bir kadeh konyak
Ölüm yolcusunun son arzusu buydu
Bir adam düştü Galata Kulesi’nden
Bu adam benim oğlumdu
Küçüktü bir zaman
Kucağıma alır ninniler söylerdim ona
“Uyu oğlum, uyu oğlum, ninni”
Bir daha uyanmamak üzere uyudu Vedat
6 Haziran 1973
Galata Kulesi’nden bir adam attı kendini
Bu nankör insanlara
Bu kalleş dünyaya inat
Şimdi yine bir ninni söylüyorum ona
“Uyan oğlum, uyan oğlum, uyan Vedat”…
Vedat’ın zamansız gidişi, Ümit Yaşar’ın zaten çalkantılı olan ruh dünyasında tamiri imkânsız bir yara açmış ve şiirlerindeki ölüm temasını derinleştirmiştir. Şair, hayatı boyunca hem kendi içsel sancılarını hem de aşka ve insana dair en yalın duyguları mısralarına taşımaya devam etmiştir. Türk edebiyatına damga vuran ve geniş kitlelerce ezbere bilinen diğer seçme şiirleri ise şöyledir.

Sana Bir Tanrı Getirdim
(…)
Benim de bir insan tarafım vardı
Bakma böyle kötü olduğuma
Benim de dileklerim vardı
Benim de bir beklediğim vardı yaşamaktan
Yeter artık vurma yüzüme çirkinliğimi
Her gün bir kadın ağlar benim yüzümde
Büyük dertler için benim ellerim
Anlamıyor musun
Sen sevildiğin için güzelsin bu kadar
Ben sevilmediğimden böyle çirkinim(…)
Gözlerim Gözlerinde
Hep böyle çocuksu mu bakar senin gözlerin?
Hep böyle içinde uzak bir ışık mı yanar?
Bakışlarında beni dinlendiren bir şey var;
Kıyısındaymış gibi en sakin denizlerin…
Bir yelkenliyim şimdi ben senin limanında
Fırtınalardan geldim sende dinleniyorum.
Bu huzur, bu sessizlik hiç bitmesin diyorum;
En eşsiz dakikalar sürsün senin yanında…
Hiç yumma gözlerini, ışığın eksilmesin,
Gündüzüm aydınlığım, ipek böceğim benim!
Güz bahçemde açılmış o son çiçeğim benim!
Yorgun kalbim seninle elem nedir bilmesin;
Ayırma gözlerimden çocuksu gözlerini,
O sakin o yalansız, o kuytu gözlerini.
Acılar Denizi
Ben acılar denizinde boğulmuşum
İşitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını
Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni
Duyarım yosunların benim için ağladıklarını
Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime
Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını
Bu ne karanlık, bu ne zindan gece böyle
Bütün gemiler söndürmüş ışıklarını
Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma
Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek
Baksana; herkes içime dökmüş artıklarını
Bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa
Bir deli rüzgar çıksa; alıp götürse
Yılların içimde bıraktıklarını…

Kaynakça
https://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%9Cmit_Ya%C5%9Far_O%C4%9Fuzcan
http://siir.me/sana-bir-tanri-getirdim
http://siir.me/gozlerim-gozlerinde
https://www.siir.gen.tr/siir/u/umit_yasar_oguzcan/galata_kulesi.htm
https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/oguzcan-umit-yasar
Fotoğraflar
https://www.soylentidergi.com/bir-trajedinin-hikayesi-umit-yasar-oguzcan-ve-oglu/
https://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%9Cmit_Ya%C5%9Far_O%C4%9Fuzcan
Meral Meri : Ümit Yaşar Oğuzcan
Share this content:



Yorum gönder