Şimdi yükleniyor
×

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Beş Şehri

Beş Şehir, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın hayatının tesadüfleri olan Ankara, Erzurum, Konya, Bursa ve İstanbul şehirlerini anlattığı 1946 yılında yayımlanan otobiyografik izlere sahip deneme türü eseridir.
1901’de İstanbul’da doğan Ahmet Hamdi Tanpınar, babasının memuriyeti nedeniyle ilk çocukluk ve gençlik günlerini Anadolu’nun farklı şehirlerinde geçirir. Yahya Kemal Beyatlı’nın da öğretmenleri arasında yer aldığı Darülfünun (İstanbul Üniversitesi) Edebiyat Fakültesinden 1924 yılında mezun olur. Aynı yıl Erzurum Lisesinde edebiyat ve felsefe öğretmeni olarak ilk görevine başlar. Batı edebiyatından çeviriler yapar, şiir ve hikâyeleri dergilerde yayımlanır.
Türk edebiyatının en önemli eserleri arasında yer alan Huzur romanı 1948’de yayımlanır. Saatleri Ayarlama Enstitüsü isimli romanı ise Türk insanının Doğu ile Batı arasındaki bocalayışını insanın değişimi üzerinden değerlendirir. Şiirlerinde sembolist bir dil kullanan Tanpınar, romanlarında gerçekçi ve sosyal sorunlara eğilen bir tarzı tercih eder. Hayatımın tesadüfleridir dediği Ankara, Erzurum, Konya, Bursa ve İstanbul’u anlattığı Beş Şehir edebiyatımızda pek örneği bulunmayan şiirsel bir yolculuktur. Kendisi de her daim bir şair olarak anılmak istediğini söyler. Eserlerinde geçmiş ve gelecek bir olur, benzersiz bir dille önümüze serilir.

e503ab370b133e3f5e04e3d355a15b28-2 Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Beş Şehri
Tanpınar’ın 1945-1951 yılları arasında ikamet ettiği, sanatçı ve yazar dostlarıyla sıkça vakit geçirdiği Beyoğlu’ndaki tarihi Narmanlı Han günlerine ait bir fotoğrafı.

bu Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Beş Şehri
Ara Güler’in 1956’da çektiği bir fotoğrafı.
2020 yılında Ara Güler Müzesi ve Dergâh Yayınları iş birliğiyle, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın edebi metinleri ile Ara Güler’in İstanbul fotoğrafları bir araya getirilerek hem kapsamlı bir sergi düzenlenmiş hem de ortak bir albüm-kitap yayımlanmıştır.

Romanın ön sözünden ilk paragraf şu şekildedir:

“Beş Şehir’in asıl konusu hayatımızda kaybolan şeylerin ardından duyulan üzüntü ile yeniye karşı beslenen iştiyaktır. İlk bakışta birbiriyle çatışır görünen bu iki duyguyu sevgi kelimesinde birleştirebiliriz. Bu sevginin kendisine çerçeve olarak seçtiği şehirler, benim hayatımın tesadüfleridir. Bu itibarla, onların arkasında kendi insanımızı ve hayatımızı, vatanın manevi çehresi olan kültürümüzü görmek daha doğru olur.”

Eser aynı zamanda Ankara, Erzurum, Konya, Bursa ve İstanbul şehirlerini sadece coğrafi veya fiziksel mekanlar olarak değil, tarih, kültür, mimari, hafıza ve insan ruhu süzgecinden geçirerek de ele alır. Yazarın kendi deneyimleri, anıları ve gözlemleri Beş Şehir’in en önemli taşıyıcı unsurlarından biridir. Tanpınar bu eseri nesnel bir tarih veya coğrafya kitabı gibi değil, bizzat kendi hayat hikayesi, öğretmenlik yılları ve müfettişlik seyahatleri üzerinden şekillendirmiştir. Bu sebeple okuyucu hem şehirleri tanırken hem de Tanpınar’ın kaleminde onu ve belki de kendisini görebilme fırsatı yakalar.

content-original-f77b7763ee4b452dc63941b06f99c5f1 Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Beş Şehri
Erzurum’da meydana gelen Pasinler depremi sonrası, 9 Ekim 1924 tarihinde şehri ziyarete gelen Mustafa Kemal Atatürk’ün Erzurum Lisesini ziyaretinde çekilen bir fotoğrafı.
Öğretmen kadrosunda arka sağ üstte üçüncü sırada Ahmet Hamdi Tanpınar yer almaktadır.

Yukarıdaki fotoğrafta henüz 23-24 yaşlarında genç bir edebiyat öğretmeni olan Ahmet Hamdi Tanpınar, hayatında Atatürk’ü ilk kez gördüğü ve onunla konuştuğu bu anı Beş Şehir’de şu sözlerle anlatır:

“Atatürk’ü ilk defa Erzurum’da gördüm. Onunla tek konuşmam da Erzurum Lisesinde oldu. İki gün evvel Kars Kapısında bütün şehir halkı ile beraber karşıladığımız adam, liseye gelir gelmez beraberindeki ‘huzur-u mutad zevatın’ arasından adeta sıyrılarak aramıza girdi. O gününü, Erzurum Lisesindeki hocalara, yani bize vermişti…”

WhatsApp-Image-2026-10-05-at-03.38.46-1024x650 Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Beş Şehri
Yahya Kemal Beyatlı’nın mütareke yıllarında, bir dönem Edebiyat Fakültesine ev sahipliği yapan Zeynep Hanım Konağı önünde, içlerinde Ahmet Hamdi Tanpınar’ın da bulunduğu öğrencilerle çektirdiği bir fotoğraf.

Tanpınar, Beş Şehir’i hocası olan Yahya Kemal Beyatlı’ya ithaf ederken romanın İstanbul bölümünde Beyatlı’nın Koca Mustâpaşa adlı şiirinden dizeler iliştirir.


“Daha iyisi, bu semti İstanbul peyzajının şairinden dinleyelim:

Ahiret öyle yakın seyredilen manzarada,
O kadar komşu ki dünyaya duvar yok arada
Geçer insan bir adım atsa birinden birine,
Kavuşur karşıda kaybettiği bir sevdiğine.
[…]
Sarmaşıklar, yazılar, taşlar, ağaçlar karışık,
Hâfız Osman gibi hattatla gömülmüş bir ışık,
Bu mezarlıkta siyah toprağı aydınlatıyor,
Belli, kabrinde o, bir nura sarılmış yatıyor.
[…]
Ne ledünni gecedir! Tâ ağaran vakte kadar,
Bir mücevher gibi Sümbül Sinan’ın ruhu yanar.”

Yine İstanbul bölümünde yer alan kendi ifadelerinden birini buraya ekliyor, sizlerin de kitaba göz gezdirmenizi tavsiye ediyorum.


İstanbul gittikçe ağaçsız kalıyor. Bu hâl, aramızdan şu veya bu âdetin, geleneğin kaybolmasına benzemez. Gelenekler arkasından başkaları geldiği için veya kendilerine ihtiyaç kalmadığı için giderler. Fakat asırlık bir ağacın gitmesi başka şeydir. Yerine bir başkası dikilse bile o manzarayı alabilmesi için zaman ister. Alsa da evvelkisi, babalarımızın altında oturdukları zaman kutladığı ağaç olamaz… Bir ağacın ölümü, büyük bir mimari eserinin kaybı gibi bir şeydir. Ne çare ki biz bir asırdan beri, hattâ biraz daha fazla, ikisine de alıştık. Gözümüzün önünde şaheserler birbiri ardınca suya düşmüş kaya tuzu gibi eriyor, kül, toprak yığını oluyor, İstanbul’un her semtinde sütunları devrilmiş, çatısı harap, içi süprüntü dolu medreseler, şirin, küçük semt camileri, yıkık çeşmeler var. Ufak bir himmetle günün emrine verilecek halde olan bu eserler her gün biraz daha bozuluyor. Âdeta bir salgının, artık kaldırmaya yaşayanların gücü yetmeyen ölüleri gibi oldukları yerde uzanmış yatıyorlar. Gerçek yapıcılığın, mevcudu muhafaza ile başladığını öğrendiğimiz gün mesut olacağız.

dae310a752027647237e02cfc644a96e-767x1024 Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Beş Şehri
25 Ocak 1962 tarihinde çekilen bu fotoğraf, geçirdiği kalp krizi sonucu vefat eden Yeni Türk Edebiyatı Profesörü Ahmet Hamdi Tanpınar’ın İstanbul Üniversitesi Rektörlük Binası önündeki cenaze merasimindendir. Tanpınar’ın cenazesi, Aşiyan Mezarlığında çok sevdiği hocası Yahya Kemal Beyatlı’nın yanına defnedilmiştir.

Share this content:

Yorum gönder