Şimdi yükleniyor
×

AVM Otopark Katında Bir Fırsat Çadırı

Koleksiyon Hikayeleri sergisi, Hilltown Küçükyalı AVM’nin eksi ikinci katında açılmış olan, Hasan Sarıtaş’ın koleksiyonunu “izleyiciyle paylaştığı” bir sergi.

Otoparktan AVM içine geçecekken beni bir anda gafil avlayan, kötü bir beyaz ışıkla aydınlatılmış ve duvarlara rastgele asılmış gibi görünen bir serginin ortasına düştüm. Resime olan ilgim ve merakımla hızımı yavaşlatıp “Ne varmış burada?” diye bakmaya karar verdim. Bir sergi mi? AVM otoparkında mı? Evet, yanlış duymadınız. Bazı cevherler beklenmedik yerlerden çıkar derler; ben de bir cevhere rastlama umuduyla gezmeye başladım.

Güzel işler var mıydı? Evet. Ama o güzel işler bize ne anlatmak istiyordu? Bunu bilemiyorum, çünkü bu sergide hiçbir işin künyesi yoktu. Sadece sanatçı adının ve bir QR kodun olduğu bir kâğıt parçası vardı. QR kodu okuttuğumuzda almak istediğimiz bilgiye ulaşıyoruz, fakat fiyat etiketiyle birlikte. QR kodu okutmadığınız sürece ne bir tarih, ne bir eser adı ne de bir manifestoya ulaşabiliyorsunuz. Bu da akıllara şu soruyu getiriyor: Bu bir sergi mi, yoksa dekoratif eşya satmak adına açılmış bir fırsat çadırı mı?

Bir süre sonra meseleyi başka bir açıdan düşünmeye başladım. İşlerin kalitesini bir kenara bırakalım. Aynı eserler Beyoğlu’nda, daha “sanat çevresi” sayılan bir mekânda, büyük bir açılışla sunulsaydı yine böyle mi sergilenirdi? Aynı özensizlik eserlerin önüne geçer miydi? Pek sanmıyorum.

Peki ya bu sergi, AVM içinde ama daha özenli bir şekilde kurgulansaydı?

İşte tam bu noktada düşünce ikiye ayrılıyor. Evet, AVM’ler hızlı tüketimin ve maddi değerlerin ön planda olduğu yerler. Ama aynı zamanda insanların en çok vakit geçirdiği alanlardan biri. Sanata mesafeli duran insanları bile sanatla karşılaştırma ihtimali barındırıyor. Bu açıdan bakıldığında, sanatı bu alanlara taşımak aslında oldukça anlamlı bir fikir olabilir.

Ancak mesele sadece “nerede” değil, “nasıl” sorusunda düğümleniyor.

Sergideki eserlere gelirsek; evet, içlerinde iyi işler vardı ama birkaç tanesi bana göre sadece insanların ilgisini çekmek adına konulmuştu. Estetik açıdan bana hitap eden işler değillerdi. Bu serginin bir sanatseverin koleksiyonu olduğunu göz önünde bulundurursak daha ılımlı bakılabilir. Sergi afişinde de zaten bunun altı çizilerek belirtilmiş. Fakat sorulan şu sorunun —“Bir koleksiyon yalnızca eserlerin toplamı mıdır, yoksa zamanla yazılan bir hikâye midir?”— bendeki cevabı, bu sergi için, sadece eserlerin toplamı olurdu.

Koleksiyonun ardındaki hikayeyi paylaşma niyeti çok değerli, fakat kendi adıma daha iyi kurgulanmış bir anlatı sergilenmesini isterdim

Share this content:

Yorum gönder