Mimarlık ve sanat birlikteliği, II. Dünya Savaşı sonrası modern mimarlığın aidiyet problemlerine çözüm olma amacıyla ortaya çıkan revizyonist(yeniden gözden geçirme) yaklaşımlardan biridir. 2. Dünya savaşı sonrası uluslararası önem kazanan mimari, kentsel yapılanma için eski kent dokusuyla ilişkilenen yeni kent dokusu için alternatif bir yaklaşımlar arıyorlardı. “Ev ve kent”, “iç ve dış” arasındaki ilişkiyi kurabilmek için “labyrinthine clarity” (labirent netliği) kavramını ortaya atan Aldo van Eyck, Bütüncül bir yapıya sahip, araziyi halı gibi kaplayan alçak katlı yapılardan oluşan bir kent modeli olarak tasarladığı Amsterdam Otterlo Yetimhanesi projesiyle 1958-1960 tarihlerinde “Mat-urban” fikrine öncülük etti.*
1950’li ve 1960’lı yıllarda Türkiye’de kabul görmüş bu eğilimin önemli örneklerinden birkaçına İMÇ (İstanbul Manifaturacılar Çarşısı) ev sahipliği yapmaktadır. 1960 tarihinde “İMÇ” mimari projesine katılan 11 projeden Doğan Tekeli, Sami Sisa ve Metin Hepgüler’in Mat-urban modeline uygun tasarımı birincilik ödülünü kazandı.

Proje, İstanbul Manifaturacılar Çarşısı Kooperatifi tarafından 1960 yılında açılan ikinci yarışmada birincilik ödülü aldı ve 1960-1967 yılları arasında uygulandı.,https://archives.saltresearch.org/handle/123456789/204595


Salt Araştırma, Gültekin Çizgen Arşivi
1967*1968 tarihlerinde tamamlanan proje de sanat eserleri de yarışmayla süreciyle birlikte belirlendi. Her sanat eseri için üç sanatçıdan öneri istenmiş ve davetli yarışmanın sonucunda, cephedeki heykel için Kuzgun Acar, taş baskı rölyef için Ali Teoman Germaner, su ögesi için Yavuz Görey, seramik panolar için Füreya Koral ve Sadi Diren, mozaik panolar için Bedri Rahmi Eyüpoğlu, Eren Eyüpoğlu ve Nedim Günsur seçilmiştir.


SALT Araştırma, Sadi Diren Arşivi

2019’da İki sanat tarihçinin merakıyla kişisel ve bağımsız bir arşiv projesi olan “Şehrin Panoları” İstanbul ile başlayarak sanat-mimari işbirliğiyle hazırlanan panoların çevrim içi arşivi olarak açıldı. Sanatçısı bilinen ve bilinmeyen kamusal alana dahil olan sanatın hikayelerinin araştırıp kent-toplum hafızası hafızası taşıyan bu arşiv mimarlık ve sanat işbirliğinin izlerini sürüyor. Kamusal alana taşınan sanat eserleri iki farklı bakış açısıyla okunabilir. Birincisi cephesi sadeleşen bu büyük boyutlu yapıların İkinci Dünya Savaşı sonrası yaratılan ulus kimlik inşasında iktidar için bir propaganda alanına dönüşmesi; ikincisi ise dönemin sanatçılarının eserlerini satacağı bir platformun henüz kurulmamış olmasından kaynaklı maddi kaygılarının olması ve yeni bir iş alanı olarak mimari yapılara kendi sanat eserlerini yerleştirmesi olabilir. Her iki anlamda da değer kazanıp şehrin dinamiğine, rengine kendi kimlikleriyle katılıp karışıyorlar. Belki şunu sormak yerinde olur : Bugünün kent sanatının görsel dili ile kent kimliğine izlerine bakabiliriz. Kentin yeni görünür alanlarının kimlikleri nedir ve ne içindir ?
https://www.sehrinpanolari.com Linkten arşive ulaşabilirsiniz.
https://artdogistanbul.com/sehrin-panolarinin-izinde/
https://saltonline.org/tr/2392/arsivden-cikti-turkiyede-mimar-ve-sanatci-is-birlikleri
http://www.mimarlikdergisi.com/index.cfm?sayfa=mimarlik&DergiSayi=357&RecID=2138
Share this content:



Yorum gönder