Şimdi yükleniyor
×

Gılgamış – İnsanlığın Sonsuz Arayışı

126-opera-ve-bale-festivali-gilgameş

Antik Mezopotamya’dan günümüze ulaşan en eski edebiyat eseri olan Gılgamış Destanı, piramit metinlerinden sonra insanlık tarihinin en eski ikinci dini metni olarak kabul edilir. Dinde ve kahramanlık destanı geleneğinde temel bir yapı taşıdır. Gılgamış karakteri, insanüstü gücü ve ölümlülük bilinciyle daha sonraki kahramanlık anlatılarına örnek olmuş, Herkül gibi figürlerin öncülü sayılmıştır. Ayrıca destanın yapısı ve temaları, Antik Yunan edebiyatında Homeros’un İlyada ve Odysseia destanlarına da ilham vermiştir.

Destanın ilk yarısında, Uruk’un kralı Gılgamış ile tanrılar tarafından onun gücünü dengelemek amacıyla yaratılan vahşi insan Enkidu anlatılır. Enkidu, bir tapınak fahişesi olan Şamhat ile ilişkiye girdikten sonra uygarlığa adım atar ve Gılgamış’a meydan okumak için Uruk’a gider. Gılgamış onu yense de ikisi arasında güçlü bir dostluk kurulur. Birlikte Sedir Ormanı’na gidip koruyucu canavar Humbaba’yı öldürürler. Tanrıça İştar, Gılgamış’ın aşk teklifini reddetmesi üzerine öfkeye kapılır ve Gök Boğası’nı gönderir. Ancak Gılgamış ve Enkidu boğayı öldürür. Bunun sonucunda tanrılar, Enkidu’nun ölümüne karar verirler.

Destanın ikinci yarısında ise, dostunun ölümüyle sarsılan Gılgamış ölümsüzlüğü aramak için uzun bir yolculuğa çıkar. Yolun sonunda ölümsüzlüğün yalnızca tanrılara ait olduğunu, insanın payına ise ölümün düştüğünü öğrenir. Siduri’nin öğütleriUtnapiştim’in Büyük Tufan öyküsü ve Gılgamış’ın inşa ettiği yapılar, onun bilgelik yolculuğunu tamamlar. Böylece Gılgamış, bedensel olarak ölümlü olsa da adı ve yaptıklarıyla ölümsüzlüğe ulaşır. Destan, bu derin insanlık sorgusuyla çağlar boyunca aktarılmış ve kültürler arası bir köprü olmuştur.

Bu kadim destanın insanın varoluşsal sorgusunu dile getiren yapısı, Cumhuriyet döneminin en önemli bestecilerinden biri olan Saygun, destandaki insanlık temasını çağdaş müzik diliyle yeniden yorumlayarak “Gılgamış – İnsanlığın Sonsuz Arayışı” adlı operasını bestelemiştir.

Gılgamış (Op. 65), Saygun’un Münir Hayri Egeli tarafından yazılmış Türkçe librettosu (yani operanın metni) üzerine bestelediği üç perdelik, on iki sahnelik bir operadır. Eser, Gılgamış Destanı’ndan esinlenmiştir ve Saygun tarafından 1964’ten 1983’e kadar bestelenmiştir. İlk versiyonu 1970 yılında tamamlanmıştır. Bu operanın kökeninde, 1964 yılında Nevit Kodallı tarafından bestelenen ve Orhan Asena’nın yazdığı librettoya dayanan ilk “Gılgamış Operası” bulunur. Daha sonra, bu eserin müzik ve metin yönünden yeniden ele alınması kararlaştırılmış; yeni versiyonu hazırlamak üzere Ahmet Adnan Saygun ile Münir Hayri Egeli görevlendirilmiştir. Böylece Saygun, hem müziği hem de librettosu tamamen yenilenen bir yapı ortaya koymuş ve Türk operasında özgün bir eser yaratmıştır.

f3077c2e-4adc-4b44-8857-20290147c68d-768x1024 Gılgamış – İnsanlığın Sonsuz Arayışı
d0aac5c1-1d67-45fd-acd5-f0f55f219838-768x1024 Gılgamış – İnsanlığın Sonsuz Arayışı

Saygun, operasında Gılgamış’ın ölümsüzlük arayışını yalnızca bir kahramanlık hikâyesi olarak değil, insanın kendi varoluşunu anlama çabası olarak ele alır. Müzikal olarak Türk makam sisteminiçok sesli senfonik yapıyla ustaca harmanlar. Mistik ve tanrısal sahnelerde modal Türk müziği etkileri duyulurken, kahramanlık ve trajedi sahnelerinde dramatik Batı armonisi ön plana çıkar. Böylece eser, hem Doğu’nun felsefesini hem de Batı’nın dramatik anlatım gücünü aynı sahnede birleştirir.

Operanın sahnelenişi de dönemine göre oldukça yenilikçidir. Görsel olarak Mezopotamya mitolojisini anımsatan dekorlar, ritmik geçişlerle birleşen orkestra düzeni ve koro bölümleriyle görsel ve işitsel bir şölen yaratır. Saygun’un müziği, antik bir destanın ruhunu modern insanın kulağına taşıyarak kültürel sürekliliği temsil eder. Bu yönüyle Gılgamış Operası, yalnızca bir müzik eseri değil; insanlık tarihinin ölümlülük, bilgelik ve varoluş üzerine en eski sorgusunun çağdaş bir yankısı olarak değerlendirilebilir.

IMG_1585-1 Gılgamış – İnsanlığın Sonsuz Arayışı

Share this content:

Yorum gönder